Latest

latest

Nikola Tesla Ve İcatları

NİKOLA TESLA YILDIRIMLARIN EFENDİSİ

 9 TEMMUZ 1856'DA Hırvatistan'ın Smiljana köyünde doğdu. Kendisine sorulduğunda Hırvat değil, Sırp olduğunu anlatıyordu. İlk gençlik yıllarında bilime merak salmış, sırf bilimsel makaleleri ayrıntılarıyla takip edebilmek adına bildiği lisanlara yenilerini de eklemişti. Prag
Üniversitesi'nde okuduğu yıllarda Sırpça, Çekçe, Macarca, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca'yı ana dili gibi kullanabiliyordu. Daha sonra bu dillere Sanskritçe'yi de ekledi. Yirmi altı yaşında Budapeşte'ye taşındı ve Budapeşte Telgraf Ofisi'ne şef elektrikçi olarak atandı. 0 yıllarda pek de verimli olmayan doğru akım sistemi kullanıyor, bu nedenle elektrik her yere ulaştırılamıyordu. Yani dünyanın büyük bir bölümü hala mum ışığına mahkumdu. Çok uzun bir süre bu konu hakkında gece gündüz düşünmüş, sağlığını bile tehlikeye atacak kadar uykusuz kalmıştı. Ve bir gün arkadaşı Anthony Szigety ile birlikte parkta yürürken aniden muhteşem bir fikir buldu: Alternatif akım. Szigety o anı şöyle tarif edecekti; "Sadece günbatımını izliyor ve Goethe'nin Faust'undan bir pasajı okuyordu. Ve bir anda eline aldığı sopayla toprağın üstüne bir şeyler çizmeye başladı." İşte o anda Tesla'nın zihninde alternatif akım motorunun şeması belirmişti! Dahası, o fikir sayesinde yakın bir zamanda tum gezegen hem zihinsel açıdan hem de gerçek anlamıyla aydınlanacaktı. Aslında o gün keşfettiği şey "dönen manyetik alan" adı verilen bir sistemdi. Günümüzde kullandığımız teknoloji tamamen bunun üzerine şekillendi. Bu adam tüm dünyayı aydınlatmayı kafasına koymuştu bir kere. Üstelik henüz ampül bile keşfedilmemişti. Fakat Avrupa'da bu muhteşem keşfin değerini anlayabilecek kimseyi bulamadı. 1893 yılında alternatif akım motorunun patentini alarak Amerika'ya doğru yola çıktı. Bu yolculuk bir anlamda kendisinden sonraki yüzyılın bilimsel ve teknolojik gelişimini şekillendirmeye başlayacağı zamana atılan ilk adımdı. 20. Yüzyılda bilimin şahlanmasının başlıca nedeni olan Tesla, evrenin tıpkı bir senfoni gibi farklı oktavlarda hareket eden enerji dalgalarından oluştuğunu tarif ediyordu. Günümüzde hala elektriğin ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Onu kullanıyor fakat neden var olduğunu henüz çözemiyoruz. Oysa Tesla onu kimsenin başaramadığı bir düzeyde anlamış ve bir orkestra şefi gibi yönetmişti. O kesinlikle elektriği bizim bildiğimiz şekliyle kullanmıyordu. Buna "Işıyan Enerji" adını vermişti ve şüphesiz birçok gizemi de olan bu güç onun en büyük keşfiydi. Nikola Tesla, insanlığa farkında bile olmadıkları şeylerin gücünü anlatmaya çalışan büyük bir bilim insanıydı. Çoğunlukla da yaşadığı zamanı es geçerek, gemisinin pruvasını geleceğe çeviriyor, mesajlarını bir asır sonrasının insanlarına veriyordu. Onu gerçekten anlayıp, buluşlarının kıymetini takdir edebilecek olanlara... MADDE DEĞİL ENERJİ 20. Yüzyılda bilimin şahlanmasının başlıca nedeni — olan Tesla. evrenin tıpkı bir senfoni gibit farklı oktavlarda hareket eden enerji dalgalarından oluştuğunu düşünüyordu. 

AKIM SAVAŞLARI 

Edison ve Tesla çarpışıyor!

 AMERİKA YILLARI Thomas Edison'ın asistanlığı ile başlamıştı. 0 yıllarda Edison, nasıl
aydınlatacağını bilemediği ampulün patentini almış, elektriğin verimli bir şekilde dağıtılması konusunu düşünüyordu. Tesla'nın elinde alternatif akım teknolojisi, Edison'da ise ampül vardı. Edison doğru akımı kullanmak konusunda diretiyor ama sistemsel sorunları bir türlü aşamıyordu. Ortak çalıştıkları yıllarda Tesla, Edison için birçok yeni sistem kurdu, doğru akım teknolojisini elden geçirerek düzelti. Fakat çözümün alternatif akım kullanmak olduğunu Edison'a bir türlü kabul ettiremiyordu. Bu sırada üstünde çalıştıkları tüm projeleri Edison üstleniyor, Tesla'nın çalışmalarından çıkar sağlayarak patentleri bile kendi adına alıyordu. Üstelik bu daha başlangıçtı. Tesla'nın buluşları insanları şaşırtıp, çevresinde büyük hayran kitlesi oluşturmaya başlayınca Thomas Edison'ın hırsı da katlanarak büyüdü. Sanki artık tek amacı onu tarihin sayfalarından silmekmiş gibi davranmaya başlamıştı. Böylece doğru akım ile alternatif akım arasında, bir tarafta Edison'ın satış taktikleri, diğer tarafta Tesla'nın olağanüstü zekasının olduğu bir savaş başladı. Nikola Tesla, oldukça karmaşık matematik denklemlerini aklından hesaplayabilen bir dahi, gerçek bir bilim insanıydı. Hatta en girift mekanik aksamları bile güçlü görsel zekası sayesinde kağıt ve kalem kullanmaya gerek duymadan, zihninde kolaylıkla şekillendiriliyordu. Bu şekilde çalıştığı için, sonraki yıllarda yaptığı keşiflerin birçoğunu hiçbir yere kaydetmeyecek, bazılarını unutacak ama bunu çok önemsemeyecekti. Thomas Edison ise daha çok bir şirketin CEO'su gibi davranıyor, insanları kendi buluşu konusunda ikna etmeye çalışıyordu. Halbuki doğru akım elektriği uzağa aktaramıyor, alternatif akım ise yüksek voltaj kullanabildiği için bu sorunun üstesinden rahatlıkla gelebiliyordu. Ama bu durum Edison'ı durdurmadı ve kendisine büyük yatırımlar yapacak şirketler buldu. Bu yatırımların karşılığı hiçbir zaman alınamadı. Aynı
yıllarda Tesla da kendi sponsorlarını bularak Tesla Elektrik Şirketi'ni kurmuştu. Edison ve yatırımcılarının başlattığı karalama kampanyasına rağmen Chicago'da yapılan Colombia Fuarfnın aydınlatma ihalesini Tesla kazandı. Sayesinde şehirdeki 100 bin adet sokak lambası bir anda aydınlandı. Bu fuar, dehasını sergilemesi için müthiş bir fırsata dönüşmüş ve yaptıklarıyla sadece bir şehri ya da Amerika'yı değil, tüm dünyayı etkilemişti.


DÜNYANIN İLK HİDROELEKTRİK SANTRALİ 

Niagara'nın gücü


 "GÜÇ ELDE ETMEK için Niagara'yı kullanacağım," dediğinde herkesi hayrete düşürmüştü. Bu onun çocukluk hayaliydi. Bazıları fazla ileri gittiğini, böyle bir şeyi asla yapamayacağını
düşündüler. Ama ona inanlar da oldu. Chicago fuarında yakaladığı başarı sonrasında VVestinghouse firması önderliğinde Niagara şelalesine kurulacak olan dünyanın ilk hidroelektrik santrali için çalışmaya başladı. Beş yıl süren çabaları neticesinde 1896 yılında, Niagara'da üretilen ilk enerji 40 kilometre uzaklıktaki Buffalo şehrine ulaşmış oldu. İlerleyen zamanda şelaledeki jeneratör sayısı arttırıldı ve sadece birkaç yıl içinde New York'u da aydınlatmayı başardı. New York'un aydınlık bir şehre dönüşmesi, Tesla'nın alternatif akımının Edison karşısında büyük zafer kazandığı bir şölene dönüşmüştü. Nihayetinde Edison elindeki teknolojiyi alternatif akıma göre güncellemek zorunda kaldı. 


DOĞU FELSEFESİ

Kozmik Sikluslar

Doğu felsefesinden çok etkileniyor, özellikle Hint kültürünün temel düşüncelerini oluşuran "Veda" ile yakından ilgileniyordu. MÖ 2000'li yıllarda yazılmış olan "Veda" öğretisinin kitaplarında evrenin kökeni (kozmogeni) ve döngüleri (sikiuslar) ile ilgili bilgiler de yer
almaktaydı. Özellikle kozmogeni ve siklusların anlatıldığı bölümler Tesla'nın aklını başından aldı. Kozmik sikluslarda zaman ve mekan birleşiyor, ortaya çıkan resim, evren hakkında yeni bir algı sunuyordu. Böylece doğu felsefesini ve onun evrenle bağlantılı olan mekanizmalarını derinlemesine araştırmaya başladı. Veda, maddeyi "akaşa", enerjiyi ise "prana" olarak tarif etmekteydi. Bu belgeleri okuyabilmek için Sanskritçe'yi de öğrenen Tesla artık evreni farklı bir gözle görmeye başladı. Uzun yıllar boyunca maddenin aslında enerji olduğu üzerine bazı çalışmalar yaptı. Yayınladığı bu çalışmalarında anlatılanlar, Einstein tarafından ancak on yıl sonra matematiğe dökülebilecek ve böylece ispatlanmış olacaktı. 


SINIRSIZ ENERJİ

Colorado Springs Yıldırımları

NIKOLA TESLA, tıpkı Leonardo da Vinci gibi ilhamını doğadan alıyordu. Hayatını adadığı hayallerin başında ise yenilenebilir ya da sınırsız enerji üretebilecek bir mekanizma yapmak vardı. "En büyük hedefim elektrik dalgalarını atmosferde iletebilmek," diyordu her seferinde. Güç elde etmek için fosil yakıtların kullanılması ise, •' ona göre barbarca bir uygulamaydı. Bu yakıtlar yüzünden yaşadığımız gezegene geri dönüşü olmayan büyük zararlar vermeye başladığımızın daha o zamanlar farkına varmıştı. Geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler'in Kyoto'da gerçekleştirdiği çevre konferansında Tesla'nın projeleri, global ısınma ve çevre kirliliği karşısında tek çözüm olarak kabul edildi. 1890 yılında elektriği kablo kullanmadan ileterek ampülleri yakmayı başardı. Dokuz yıl sonra yaptığı başka bir deneyde 40 kilometre uzaklıkta bulunan 200 adet ampül ve bir elektrik motorunu aynı yöntemle çalıştırmıştı. 2007 yılında dünyanın en ünlü üniversitelerinden MIT'de (Massachusetts Institute of Technology) büyük dehalar olarak kabul edilen bir grup bilim insanı, tıpkı Tesla gibi elektriği sadece birkaç metre öteye kablosuz aktarmayı deneyip başarısız oldular. Her ne kadar günümüz teknolojisi böyle bir şeyi başarmak için yeterliymiş gibi görünse de, ellerinde Tesla'nın bunun nasıl yaptığına dair en ufak bir bilgi bulunmuyordu. Nikola Tesla, deneylerinin tüm detaylarını çizimlerine dökmez, bir kısmını mutlaka zihninde korurdu. Özetle, hala kimse bunu nasıl başardığını bilmiyor. Tesla, enerjinin iyonosfer tabakasından iletilmesi gerektiğini düşünüyordu. Çünkü atmosferin bu bölümünde hava daha az yoğun, dolayısıyla daha iletkendir, işte böylece yeni bir maceraya atılarak elektriğin atmosferde yayılmasının yollarını keşfetmeye soyundu. Kötü hava koşullarıyla ünlü Colorado Springs bölgesine yerleşti. Burada uzun bir süre boyunca yıldırımları izledi ve enerjinin, atmosfere gerek kalmadan dünya üzerinden de iletebileceğini anladı. Bu süreci taklit edebileceğini biliyordu. Ve gerçekten de ilk deneyinde çok büyük bir yıldırım üretti. Ancak deney esnasında yaşadığı bölgenin civarında geniş çaplı bir etki oluşmuş, yakınlardaki tüm kasabalar müthiş bir gürültüyle aydınlatmıştı. Sonuçta aşırı yüklenme ile tüm bölgedeki elektrik sistemi çöktü.


ROBOTLAR

Robotik Bilimin Atası

Aslında MARCONİ radyo telsizini tanıtmadan yıllar önce Tesla New York'da bir havuzda radyo kotrollü bir oyuncak tekneyi yüzdürmüş ve tüm gazeteler bu müthiş deneyden bahsetmişlerdi. New York Times'a verdiği röportajda; '' Bu robot ırkının ilk örneğidir; insanların yorucu işlerini yapacak mekanik aletler bunlar,'' demişti. Artık kablosuz uzaktan kumanda tekniğininde patenti ondaydı.
 Bu icat gerçekten robotik bilimin başlangıcı sayılmaktadadır. Günümüzde insansı robotlar olarak adlandırdığımız kolları ve bacakları olan mekanik aletler fikride ilk olarak ondan çıkmıştır. Hatta notlarında bu aletlere sensör eklenerek kendi kendilerine hareket edebilecek hale geleceklerinide yazmıştır.


BAŞKA DÜNYALARDAN GELEN SİNYALLER

Henüz radyoastronomi bilinmiyordu. Yani radyo dalgalarını atmosferi aşarak uzaklara yollamak gibi bir fikir oluşmamıştı. Ama Tesla kimseye detaylarını anlatmadığı bir şeyler üzerinde çalışıyordu, deneyleri sırasında Mars ve Venüs'ten radyo sinyalleri aldığını söylüyordu. Bir arkadaşına yolladığı mektupta bu mesajın şifresini çözdüğünü eklemişti. Karşılaştığı şey şuydu; '' Bir... İki... Üç...'' 


RADYOYU KİM İCAT ETMİŞTİ?

Tahmin Edin Bakalım...

MARCONI Mİ? Evet İtalyan mucit Guglielmo Marconi radyoyu icat ettiği için 1909 yılında Nobel fizik ödülüne layık görüldü. Peki bu icat için üzerinde çalıştığı herşeyin daha önce
Tesla tarafından bulunduğunu biliyormuydunuz? Patentlerinin çoğunun peşinden koşmayan Tesla ise onun için şöyle söylüyordu; ''Marconi iyi bir dost. 17 tane patentimi kullanıyor. Bırakın devam etsin.''
1895 yılında 80 kilometrelik bir mesafeye dünyanın ilk radyo yayınını yapmaya hazırlanıyorken, labaratuarında çıkan yangın yüzünden üzerinde çalıştığı herşey yok olmuştu. Bu yangınla birlikte bir çok önemli teorisinide askıya almak zorunda kaldı. Hatta finansal kaynak aramaya başladı. Marconi ise gerçekten çok başarılı biri, Tesla'nın hem arkadaşı hemde öğrencilerinden biriyidi. Ama Tesla'nın hiç umursamadığı bir şeye sahipti. O da tıpkı Edison ve diğerleri gibi oldukça iyi bir iş adamı olmakla övünüyordu. Radyo sayesinde kısa bir sürede kendisine çok büyük bir servet yapmayı başarmış olan Marconi hayat veda ederken çağının multimilyonerlerinden biriydi. Oysa Tesla radyo vericisini geliştiriken Marconi ona sadece asistanlık yapıyordu. Sonunda Marconi hem patenti hem de keşif için uygun görülen Nobel ödülünü almı olsa da Tesla'nın ölümünden birkaç ay sonra Marconi'nin patenti iptal edilerek gerçek sahibine geri verildi.

PHİLADELPHİA DENEYİ

Sırlarla Dolu Bir Kaybolma Hikayesi

New York'ta yarattığı depremler sonrasında Amerikan Hükümeti onun güçlü gitle kitle imha silahları üretebilecek bir beyne sahip olduğunu anlamıştı. Aslında Tesla'nın böyle bir amacı yoktu. O sadece zihninde gördüklerini insanlara hediye ederek tüm dünyanın bilim ve teknolojiye donandığı güzel bir gelecek kurmayı istiyordu. Fakat hükümet yetkilileri onu gözetim altında tutarak kendi gizli slah projelerinde çalışmak için zorladılar. Amaçları da görünmezlik etkisi yaratacak bir cihaz geliştirilmesiydi. 1930'lu yıllarda on yıl boyuca bu projede Macar asıllı matematikçi John Neumann ile ortaklaşa çalıştı. Neumann sonraki
yıllarda Manhattan Projesi adı altında atom bombası deneylerinde bulundu. İkilinin gerçekleştirdikleri ilk görünmezlik deneyi başarısız oldu. Ancak 1943 yılında hiçbir optik yanılsama yöntemi olmaksızın bir denizaltıyı içindeki personeliyle birlikte kaybetmeyi başardılar. Üstelik radar bile artık onu göremiyordu. Deneyin tüm detayları Amerikan hükümetince gizlendiği için bunun nasıl başarıldığı günümüzde bile gizemini koruyor. Ancak geminin PHİLADELPHİA'da kaybolup çok uzaktaki NORFOLK'ta ortaya çıktığı sonra tekrar PHİLADELPHİA'da görüldüğü kayda geçirildi. Hatta personelin bir kısmının asla geri dönemediği tekrar dönenlerin ise büyük bir kısmında psişik yetenekler ortaya çıktığı anlatılıyordu. Bazılarının sonraki hayatlarında kaybolarak tekrar ortaya çıktığı söyleniyor. Bu deneyin insanlara zarar vereceğini anlayan Tesla projeden hemen ayrılmış ve çok geçmeden esrarengiz bir şekilde ölümle hayata veda etmiştir.


GİZEMLİ TESLA 

3,5 milyon voltluk zaman yolculuğu

  NIKOLA TESLA, günde sadece iki saat uyuyan, sürekli çalışan, hayatını tamamen bilime adamış olan bir dahiydi. Bugün birçoğumuz banka şifrelerimizi bile unutuyorken, o okuduğu tüm kitapları ezberliyor, gerektiğinde koca bir kitabı zihninden tekrar edebiliyordu. Bilimle öylesine meşguldü ki, iki metre boyunda yakışıklı bir dev olarak kadınlar arasında
çok popüler olmasına rağmen böyle şeylere ayıracak vakti yoktu. Yaşadığı devrin çok ötesinde bir zekaya sahip olduğu için yaptığı icatlar İNTERNET Dünyayı saran dev beyin NEW YORK'TA yaşadığı yıllarda günümüzün internet teknolojisini işaret ettiği "global kablosuz iletişim" projesiyle yakından ilgileniyordu. Sadece sesin değil, görüntü ve bilginin de çok uzaklara aktarılabileceğini anlamıştı. Uzak mesafe telefon görüşmeleri, müzik, haberler, görüntü iletimi ve hatta askeri iletişimin bile bu şekilde transfer edilebileceğini anlatıyordu. Bu çılgınca fikri nedeniyle yine herkes onun delirdiğini düşünüyorken, kendisine yatırım yapmayı kabul eden J.P. Morgan yöneticisine şöyle söylediği rivayet edilir; "Bu teknoloji tam olarak uygulanabildiğinde dünya her yere yanıt verebilen dev bir beyne dönüşecek." da hep geleceği işaret etmekteydi. Çoğu icadının gerçek değeri ya da o zamanlardaki pratik kullanım alanları hiçbir zaman anlaşılamadı. Uzay ve zaman, onun için bambaşka şeyler ifade eden iki sözcüktü. Ne uzayın, ne de zamanın kuralları ona engel olamıyor, bu kuralları süpürüp attığı gibi daha ileriye giderek evrenin doğasına ait gizemleri de keşfetmeye çalışıyordu. Manyetik alanları anladığında yüksek voltaj kullanarak uzay ve zamanı değişime uğratabildiğini görmüştü. Asıl hedefi diğer boyutlara bir kapı açabilmekti. Yani zaman yolculuğundan bahsediyordu. Bir deneyinde yaşanan kaza sonucunda yanlışlıkla 3,5 milyon voltluk elektrik akımına tutulmuş, bir süre bilincini yitirmişti. Tabii dışarıdan izleyenler böyle söylüyorlardı. Aslında olan şuydu; vücudundan geçen akımın etkisiyle yankısal elektromanyetik yüklemeye maruz kalmıştı. Durumunu kendi sözleriyle şöyle ifade ediyordu; "Bilincimi yitirmedim. Aksine kendimi, geçmiş, bugün ve geleceği aynı anda deneyimlerken buldum." Ona göre, bedeni orada şuursuz ve hareketsiz bir halde yatarken, aslında zihni zaman çizgisinin dışına taşmıştı. Böylece yüksek gerilim ve frekansın bilinmeyen yönleriyle ilgilenmeye, kozmik yapının tehlikeli boyutlarına doğru kaymaya başladı. Sonradan yaptığı bazı deneylerde, vücudundan 10.000 volt elektrik geçirerek elinde tuttuğu ampulü yakabildiğini gösterdi. Deney sırasında yüksek frekans cihazlarını kullanıyor, diğer eli de çoğunlukla cebinde duruyordu. Cebindeki elin sırrı hiçbir zaman çözülemedi. Bilimsel keşiflerini öylesine farklı şekillerde sergiliyordu ki, onu izleyenler için bu deneyler halka açık bir şov niteliğindeydi. Yaşadığı elektrik yüklenmesi sonrasında zihnin gizemlerini de anlamaya başlamıştı. Sonraki yıllarda beyinden yayılan Alfa, Beta ve Teta dalgalarını keşfetti. İnsanların bir enerji alanları olduğunu ve bu alanın gücünün arttırılabileceğini söylüyordu. Hatta bunun nasıl başarılabileceğini de tarif etmişti.

TESLA DÜNYAYI YERİNDEN OYNATIYOR

 HAARP teknolojisinin temelleri 

NEW YORK'TA J.P. Morgan sponsorluğunda deneylerine devam ederken, dünyanın rezonansıyla aynı frekansta titreşen buharlı bir osilatör icat etti. Evet, dünyanın rezonansını da biliyordu çünkü önce bunu hesaplamıştı. Bu titreşim frekansının bilim tarafından anlaşılıp onaylanması Tesla'nın hesaplamalarından 50 yıl sonra gerçekleşti. Tesla, osilatörü sayesinde öyle yüksek gerilimler elde etti ki, yaptığı deneyler sırasında yaşadığı mahallede depremlere sebep oldu. Hatta bazı evlerde eşyaların esrarengiz bir biçimde havalandığı görülmüştü. Osilatör deneyi ile dünyayı gerçekten ortadan ikiye bölebilirdi. Bu icat, günümüzde yapay depremler üretmek için kullanılan HAARP teknolojisinin atası sayılıyor. 

RADAR 

Yine Edison engeli

 HER NE KADAR 1935 yılında İngiliz bilim adamı Robert A. VVatson-VVatt'a ithaf edilmiş olsa da, aslında ondan 18 yıl önce radarın keşfi Nikola Tesla tarafından yapıldı. Uzak cisimleri,
üzerlerine dalga darbeleri yollayarak izlemenin mümkün olduğunu anladığında henüz bilimsel olarak keşfedilmemiş olan kozmik ışınları kullanıyordu. Bir başka deyişle, kozmik ışınların varlığını ilk keşfeden bilim insanı da oydu. 1. Dünya Savaşı'nın başlarında bu icadını Amerikan Hükümeti'ne götürerek, Alman U-botlarının yerlerini tespit edebileceğini anlattı. Hükümetin de o zamanlar tek istediği buydu. Hatta konunun araştırılması için bir heyet kurulmuş, Edison da bu heyete başkan olarak atanmıştı. Thomas Edison, bir kez daha tamamen kişisel nedenlerden ötürü Tesla'nın projesini reddetti. Böylece tüm dünya, radarın tekrar keşfedilmesi için 18 yıl beklemek zorunda kaldı. 

BEYAZ GÜVERCİN

Anlaşılamamış Bir Dahi 

YÜZLERCE PATENTİ ve günümüz biliminin gelişmesini sağlayan icatlarına rağmen, tarihin gördüğü bu en zeki adam asla meslektaşları gibi zengin olamadı. O, kendisinden çok sonra gelecek olan nesillerin anlayabileceği icatlarla uğraşıyordu. Oysa yaşadığı zamanın daha somut, daha basit, belki de sadece günlük ihtiyaçları giderecek olan tost makinesi veya su
ısıtıcısı gibi teknolojik ihtiyaçları vardı. Tesla ise devrim niteliğinde buluşlar yapıyor ve gerçekten anlaşılmasını ya da takdir edilmesini beklemiyordu. 0, insanlara sınırsız enerjiyi hediye etmek isterken, meslektaşları ufak buluşlardan büyük paralar kazanmak niyetindeydiler. Hiçbir zaman para hırsına tutulmadı. Cebinde ne varsa laboratuvarına harcıyordu. Bu konuyu kendi sözleriyle şöyle ifade ediyordu; "Para insanların kendine biçtiği kıymete haiz değildir. Benim bütün param deneylere yatırılmıştır. Bunlarla yeni keşiflerde bulunup insanoğlunun, yaşamını biraz daha kolaylaştırmasını sağlıyorum." Hayatı, 86 yaşındayken New York'ta bir otel odasında sonlandı. Bir gazeteyle yaptığı son röportajında yaşadığı mistik bir durumu anlatmıştı: "Yıllardır güvercin besliyorum. Binlercesini besledim ama bir tanesi vardı ki hepsinden farklıydı; sadece kanatlarında açık gri tonları olan bembeyaz, çok güzel bir kuş. Bir dişi. Nerede görsem tanırım onu. Görmek istediğimde sadece bunu düşünmem yeterli olur, nerede olursam olayım yanıma gelir. O beni anlıyor, ben de onu. O güvercini seviyorum. Hatta bir adamın bir kadını sevebileceği gibi. Son gördüğümde bana bir şey söylemek istiyordu; ölüyor olduğunu. O mesajı aldığımda gözlerinden çıkan çok parlak bir ışık gördüm." Bu röportajdan çok kısa bir süre sonra hayata veda etti. Uzun süredir kapıda asılı kalmış olan "rahatsız etmeyin" tabelasına rağmen durumdan kuşkulanan bir kat görevlisi içeriye girdiğinde onun cansız bedenini bulmuştu. Penceredeki güvercinler hala bekliyorlardı. Görevli onlara yem verdi. Söylediğine göre, Tesla'nın sözünü ettiği o beyaz güvercin diğerlerinin arasında değildi. Yaşamı boyunca kendisine verilen tek gerçek ödül, 1915 yılında Edison ile paylaştığı Nobel olmuştu. Ancak Tesla ödülü kabul etmedi. Daha sonra kaderin bir cilvesi gibi Edison Madalyası'na da layık görülmüş ama bunu da reddetmişti. Buluşlarını geleceğin insanlarına ithaf eden bu büyük dahinin anlaşılabilmesi için, tam da öngördüğü gibi, aradan yüz yıl geçmesi gerekti. Tesla hiçbir kehanetinde yanılmadı; Dev bir beyinle birbirine bağlı olan geleceğin insanları gerçeği ortaya çıkardı ve herkesin değerini gösterdi. 'İnsan imkansızı başarabilir sözü yetersizdir çünkü insan imkansızın da ötesine ulaşabilir" demişti bir keresinde. Tarihte bunu başaran yegane insan olarak hatırlanması, onun en büyük onur ödülü oldu.

Don't Miss
© all rights reserved
made with by Serkan Kaplan