Latest

latest

Manyetik kutupların değişimi dünyanın sonunu mu getirecek?

Dünyanın çekirdeğindeki sıvı metal nedeniyle oluşan manyetizma etkisi gezegenimizi dev bir mıknatısa çeviriyor. Bu etki Güney Kutbu’ndan dışarı çıkıp gezegenimizin etrafını sararak Kuzey Kutbu’ndan tekrar çekirdeğe dönüyor. Gezegenimizin etrafını saran manyetik alan bizleri uzaydaki radyasyondan ve Güneş’in ani patlamaları nedeniyle püsküren yüklü parçacıklardan korumakta.
Güney ve Kuzey kutup noktalarına yakın olan giriş-çıkış bölgelerine manyetik kutuplar deniyor. Manyetik kutuplar, coğrafi kutuplardan farklı olarak yer değiştirebiliyor. Son yıllarda bu yer değiştirme biraz daha hızlanıp yılda yaklaşık 40 kilometreyi buldu. Ayrıca yapılan araştırmalar, zaten yaklaşık 250 bin yılda bir gezegenimizin manyetik alanının 180 derecelik bir değişime uğradığını gösterdi. Bu 180 derecelik değişime manyetik takla deniyor. Son zamanlarda yer değiştirmelerin sıklaşması nedeniyle bilim insanları bir manyetik taklaya yaklaşmış olabileceğimizi söylüyorlar. Fakat manyetik alan dinamik bir yapı olduğu için asLında kimse bunun ne zaman yaşanacağından emin değil. Ayrıca olsa bile, böyle bir durumda gezegenimizin bir süre için manyetik alansız kalıp sonra bu alanı baştan yaratacağı tahmin ediliyor. Çünkü bu daha önce de yaşanmış olan bir süreç.
Ama manyetik alanın bir süre yok olması sanıldığı gibi sonumuzu getirecek kadar büyük bir değişim yaratmaz. Neden mi? Alanın ortadan kalkması, zararlı parçacıkların Dünya’ya ulaşması anlamına gelse de bu durum canlılar için direkt olarak risk oluşturmuyor. Ancak teknolojik aletler için aynı durum geçerli değil. Örneğin; uydular, televizyon yayını, internet ve enerji nakil hatları gibi sistemlerde kesinti yaşanma ihtimali çok yüksek. Ayrıca tabii göç eden hayvan türleri genellikle yollarını bulmak için manyetik alanı kullandıklarından, böyle bir değişim yaşanırsa mutlaka kendilerini bu duruma adapte etmeleri gerek.
Kısa cevap: Hayır ama farklı etkileri olabilir.

Hiç yorum yok

Don't Miss
© all rights reserved
made with by Serkan Kaplan