Latest

latest

Mutasyon Gerçektende Canavarlar, Süper Güçler Olabilirmi?

Bilimkurgu çok uzun zamandır evrimin kestirmesi olarak mutasyonu kullanıyor. Mutasyon bazen dış etkilerin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Söz gelimi 1954 tarihli orijinal filmde Godzilla’nın oluşmasını sağlayan nükleer testler ya da bahçede dolaşan kaplumbağaları insan boyutunda birer dövüş sporları uzmanına dönüştüren parlak yeşil “balçık.” Bazı filmlerdeyse mutasyon süper insanların beyin dalgalarını ya da manyetik alanları manipüle etmesini sağlayan “X geni” gibi doğanın bir cilvesi. Fakat ortak nokta hız. Kahramanlar tek bir nesil içinde değişiyor.

Bu aslında doğru bir yorum çünkü genler spontane olarak mutasyona uğrayabiliyor ya da laboratuvarda yeni özellikler kazanacak biçimde manipüle edilebiliyor. Çoğu yetişkinin süt ürünlerindeki laktozu işleme yeteneğini ele alalım. Araştırmacılar bir nevi gastrointestinal süper güç diyebileceğimiz bu mutasyonun 7.500 yıl kadar önce Avrupa’da ortaya çıkan bir mutasyonun sonucu olduğunu düşünüyor. Bu ani değişiklik uzun vadede türümüzün yararına oldu ve beslenme seçeneklerimizi artırdı, İnsanlık bu gizemli mutasyona çok şey borçlu olsa da, kabul etmeli ki peynir yeme becerisi X-Men’deki lazer ışınlarının ya da pençelerin yanında biraz sönük kalıyor. Stony Brook Üniversitesi’nden biyokimyacı Bruce Demple, tekil mutasyonların daha çarpıcı örneklerini sunuyor: “Ancak senaristlerin akıl edeceği türden şeyler,” diyor. “Fakat bu tür şey
leri daha çok deneysel ortamlarda görüyorsunuz.” Hedefli kimyasal mutajenler sayesinde genetikçiler gerek etkileyici (mesela makak maymunlarının bacak adalelerinin çapını %15 artırmak) gerekse düpedüz rahatsız edici (mesela meyve sineklerinin kafasından bacak çıkmasını sağlamak) şeylere imza atıyor. Araştırmacılar gelişigüzel mutasyonları artırmak için radyasyona da başvuruyor.

Fakat laboratuvarda yetiştirilmiş mutantlarla Hollyvrood’dan çıkma mutantlar arasında çok ciddi bir de şans farkı var. Film karakterleri mutasyon piyangosunu bir kez değil defalarca tutturuyor. Böylece kimyasal maddeler ya da radyasyon, DNA’larını ölümcül biçimde parçalamadan inanılmaz özellikler kazanıyor, kötü özelliklerden sakınıp iyileri alıyorlar. Normalde nesiller ve sayısız başarısız girişim gerektirecek değişimi bir çırpıda geçiriyorlar. Gerçekteyse böyle büyük bir başarının yolu Godzilla olmasına ramak kalmış, Ninja Kaplumbağa’lığı kıl payı kaçırmış cesetlerle dolu.

Hiç yorum yok

Don't Miss
© all rights reserved
made with by Serkan Kaplan