Latest

latest

Dünyanın en kötü çevre kirleticisi nedir?

Bu, çevre kirleticiyi nasıl tanımladığınıza göre değişiyor. Ama sera gazlarını ve iklimsel değişimin kaçınılmaz sonuçlarını şimdilik bir kenara bırakıp daha somut kirleticilere, özellikle de sanayide kullanılan ve civardaki insanları etkileyenlere bakalım. Blacksmith Enstitüsü adında kâr amacı gütmeyen bir kuruluş, her yıl sonunda bu maddelere ilişkin bir rapor hazırlıyor. Grubun en yeni tarihli raporu, 49 ülkenin toksik sitelerinde önemli kirleticileri araştırdı ve madencilikte, dökümde ve geri dönüşümde (özellikle de araba akülerinde) ortaya çıkan kurşunun 2012’de insan sağlığına dönük en büyük tehdit olduğunu ortaya çıkardı. Grup, kurşunun dünyada en az 16 milyon kişinin sağlığını etkilediğini tahmin ediyor.


Kurşuna fazlaca maruz kalmak böbrek rahatsızlıklarına, zekâ geriliğine, öğrenme güçlüklerine, büyüme sorunlarına ve sinir rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Akut zehirlenme ise nöbetlere ve ölüme sebebiyet veriyor. Çevremizdeki kurşunla ilgili söylenebilecek tek iyi şey, tıpkı karbondioksit salımı gibi, azalıyor olması. Birçok ülke daha şimdiden kurşunlu benzin satışını yasakladı ve diğerleri de onları takip edecek. Eski katot ışını tüpleri de kurşun doluydu ama artık bunları da geride bırakıyoruz.

Diğer eski teknolojiler baş ağrıtmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü her yıl neredeyse iki milyon insanın evde yakılan odun, kömür ya da tezekten zehirlenerek öldüğünü açıkladı. Greenpeace’in hukuk müdürü Rick Hind, en büyük risklerin anlamak istemediğimiz şeyler olduğu görüşünde. Dediğine göre şu an ticari alanda kullanılan kimyasal maddelerin sayısı 60-70 bin civarında. Oysa ABD Sağlık Bakanlığı tarafından etkisi kapsamlı biçimde araştırılmış maddelerin sayısı 200 civarında. “İçinde yüzdüğümüz, havamızda, suyumuzda, yemeğimizde bulunan maddelerin çok küçük bir kısmının üzerimizdeki etkileri araştırıldı,” diyor. Demek oluyor ki, dünyanın en berbat kirleticisi belki de henüz bilinmiyor.

Kısa cevap: Kurşun
Don't Miss
© all rights reserved
made with by Serkan Kaplan